bir leyla düşlemesi...

20/12/2007 - bugün bayram...

            

 

 

            

        İbrahimi bir itaat,

        İsmaili bir tevekkül duasıyla...       

        Bayramınız mübarek olsun efendim...

 

 

 

Yorum (9) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/12/2007 - Yine Yitirdim...

 

 

                   

 

        Masumiyetimi kaybettim.

        Hükümsüzdür!...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2007 - ŞİMDİLERDE EĞRETİ BİR YÜREK TAŞIYORUM GÖĞSÜMDE...

                                

 

 

             Hayal kurmayı çok severim ben...

            Bunu sana hiç söylememiştim sanırım.Vakit olmamıştı belki de...

            Kimse bilmez ama uyuyamadığım gecelerde de hayal kurarım çocukluğumdan beri.

 

            Çocukken ne de güzel hayallerimiz vardı...

            Bazen arkadaşımda görüp te çok beğendiğim bir oyuncağın benim olduğunu hayal ederdim.Bazen de ormanlık bir alanda bisikletime binerken uzun,sarı saçlarımın rüzgarda dalgalandığını...

            Çok küçükken sahip olduğum 3 tekerlekliyi saymazsak,hiç bisikletim olmadı benim.Uzun,sarı saçlarım da yok ya,hayal işte,adı üstünde,

çocukluk...

             İnsan büyüdükçe hayaller de büyüyor tabi,değişiyor.Biriktirdiğim harçlıklarımla anneme bir hediye aldığımı hayal ettim ve onu çok mutlu ettiğimi.Okulda elde edeceğim başarıları hayal ettim sonraları.Büyüyünce ne olacağımı(!)hayal ettim.

             Evet,bisikletim olmadı belki,ama hayallerimin çoğuna kavuştum ben,sahip oldum...

 

             Sonra sen misafir oldun hayallerime.Kim olduğunu bilmiyordum,neye benzediğini,gözlerinin rengini... Bilmiyordum,tanımıyordum seni...

             Ama hayallerimin en özel konuğuydun,bana aittin,kimseye söylemediğimdin,seni senden bile gizlediğimdin,birgün gerçek olmasını beklediğim hayalimdin sen...

             Biliyordum,birgün mutlaka gelecektin.Ve ben öğrenecektim gözlerinin rengini,gelecektin...

             Artık sen tek hayalimdin...

             En güzel hayalim sendin!

 

             Birgün ansızın karşımda buluverdim seni,hayallerimden çıkıp gelmiştin nihayet,orda tam karşımdaydın işte.Önce sıcacık gülümsedin,sonra gözlerime baktın,yüreğime...Elini uzattın hiç birşey söylemeden,hayır hayal değil gerçektin,elini uzattın.Anladım ne istediğini.Hiç tereddüt etmedim,çıkardım göğsümden ve avuçlarına bıraktım ürkek yüreğimi...

             "Al" dedim,"Al senin olsun."

             "Hep senindi zaten..."

             Hayal değildi üstelik,yanımdaydın,yanındaydım,yüreğim ellerindeydi...

             Sen geldin ve ben hayal kurmayı bıraktım.Yanımdaydın işte,benimdin.Gözlerinin rengini de öğrenmiştim artık,yeşildi.Baktıkça kendimi derinliğinde kaybettiğim yeşil gözlerin vardı,aslında belki de kendimi bulduğum...Yeşil gözlerin vardı...

             Öyle güvende hissediyordum ki kendimi,yüreğimi ellerine bırakıştım ya hani...Bunu bilmek öyle güzeldi,sadece varlığın bile öyle mutluluk vericiydi ki,ben bundan daha güzel birşeyin hayal edilebileceğini bile hayal edemez hale gelmiştim.

             Sen hayallerimin doruk noktasıydın.

             Senden ötesi yoktu hayallerime yol olarak.

             İşte bundan,sen geldin,yanımdaydın ve ben hayal kurmayı bıraktım.

 

                Sonra...

             Sonra gittin!

             Gelişin gibi apansız,birdenbire,daha ben "Hayallerim..."bile diyemeden...

             Gittin,geldiğin gibi sessizce...

             Sadece " Al" dedin,

             "Al,bu benim için çok fazla..."

             Ve avuçlarıma koyuverdin yaralı yüreğimi.

             Oysa daha hayallerimi bile anlatamamıştım sana.Öyle apansız olmuştu ki gelişin,şaşkına dönmüştüm ben,sadece yanımda olduğunu düşünebiliyordum,oysa söyleyecek o kadar çok şey vardı ki...

             Ama tek kelime bile etmeme fırsat vermeden gittin sen.

             Gidişini seyrettim ben bir süre hiç kıpırdamadan,gözlerimde yaş,ellerimde yüreğim...

             Göğsüme yerleştirmek istedim tekrar yüreğimi,olmadı.

             Baktım,bazı yerlerinde parçaları eksikti,anladım,seninle beraber kopup gitmişlerdi.Eski güzelliği de yoktu üstelik,üzerinde çizikler vardı,ince ince kanıyordu ağlar gibi.Ne kadar da yıpranmıştı.

             Tekrar denedim yerine koymayı,uğraştım biraz,oldu bu sefer,ama eğreti durdu işte,eskisi gibi değildi yine de.

             Ondandır ya,şimdilerde eğreti bir yürek taşıyorum göğsümde...

            

             Sen gittin ve ben geri döndüm hayallerimde yaşamaya,hayallerimle yaşamaya...

             Hayır,ne başka birşey düşleyebildim senden sonra,ne de bir başkasını misafir edebildim hayallerime.Buna gücümün yeteceğini bile hayal edemiyordum zaten.

             Vazgeçilmez konuğu sendin yine hayallerimin,ne yapayım,hayal gücüm seninle sınırlıydı benim.

             Buna da alıştım ama.Sen olmasan da seni hayal etmeyi,seninle hayallerde yaşamayı da sevdim ben.O yeşil gözlerini gözlerimin önüne getirmeye gücümün yettiğine sevinebildim.Mutlu bile oldum seni düşlerken...

 

             Ama şimdi...

             Şimdi hayallerimi istiyorlar benden.Hayallerimdeki -sen-i istiyorlar,başka renkte bir çift göz girsin istiyorlar hayallerime.

             'Başka renkte bir çift göz...'

             Hayal etmesi bile ne kadar korkunç!

             Hayır vermem,vermem hayallerimi!

             Onları da yitirirsem eğer,benden geriye hiç birşey kalmaz.

             Dokunmasınlar bana,ben mutluyum böyle.

             Umutluyum belki de...

             'Belki birgün,birgün tekrar...'

             Hayır,biliyorum,bunlar sadece bir hayalden ibaret.

             Gelmeyeceksin!!!

 

             Hayallerimde sen,gözlerimde yeşili gözlerinin,göğsümde eğreti bir yürek...

             Hala tutunabiliyorum hayata.

             Yaşıyorum işte sen olmasan da.

             Hayallerim benimle ya...

 

             Şimdilerde göğsünde eğreti bir yürek taşıyan birini görürseniz biryerlerde,anlarsınız,

             O benim işte!...

       

             

          

            

             

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2007 - ZÜMRÜT...HADİ OKULA GEÇ KALALIM YİNE...

                                                         

  

                     Zümrüt...

                     Canım arkadaşım,çocukluğum...

                     Aynı apartmanda doğduk biz seninle birkaç ay arayla ve beraber büyüdük düşe kalka.İlk adımlarımızı beraber attık,ilk sözcükler için yarıştık,oyun oynamayı beraber öğrendik,okula beraber gittik.Biz ordan taşınana kadar,yaklaşık 10 sene her an beraberdik.Çocuktuk biz,bıcır bıcır iki kız çocuğu...

                     En çok sevdiğimiz oyundu evcilik.Hem de apartmanda.Bir aile havası vardı ya apartmanımızda,kimsenin bi şikayeti olmazdı.Eskiden komşuluklar öyleydi.

                     Genelde sen gelir beni evcilik oynamaya çağırırdın,ben dışarı çıkmayı çok seven bi çocuk değildim çünkü.Eğer havamda da değilsem hepten nazlanır,beni ikna etmeni beklerdim.Sen de o çocuk masumiyetin ve dönmeyen dilinle yalvarır, 'Nolur,yavruluyorum sana,evcilik oynayalım' derdin ve kazanan sen olurdun. Örtülerimizi,bi poşet dolusu da oyuncaklarımızı alıp çıkardık apartmana.Bi katın merdivenlerine sen kurardın evini,diğer kata ben.

                     Pembe çay takımlarımız,gümüş rengi çatal kaşıklarımız vardı.Tabi sarı saçlı bebeklerimiz ve annelerimizin onlara elleriyle diktikleri yorgan,yastık...

                     Komşuculuk oynardık apartmanda.Bahçeden özenle topladığımız otları oyuncak bıçaklarımızla kesermiş gibi yapıp ellerimizle parçalar,yemek yapardık en sevdiğimiz komşumuza ikram etmek için.Sonra da yemiş gibi yapıp 'Hmmm,ne kadar da güzel olmuş,ellerine sağlık komşu' derdik.Arada da mahsuscuktan dedikodu yapardık.Ama aslında dedikodu nedir bilmezdik!

                     Çocuktuk Zümrüt,ne kadar da masumduk...

 

                     Sonra büyüdük,kocaman kızlar olduk,okula başladık.Giydik siyah önlüklerimizi,taktık çantamızı sırtımıza,elimizde beslenme çantası,iki örgü yapılmış saçlarımızda beyaz kurdeleler,kalbimizde müthiş bir heyecan,yüzümüzde heyecanı bastırmaya çalışan,biraz da korku karışmış bi gülümseme düştük okul yollarına.İlk gün hiç ağlamadık, e kocaman kızlar olmuştuk,yakışır mıydı hiç?!

                      Ah Zümrüt neden o kadar heveslenmiştik ki büyümek için,bu kadar zor olduğunu bilsek ister miydik sence?

                      Yaz-kış beraber arşınladık yine senle okul yollarını.Bilmem,belki de okulumuz eve uzak olduğu için,genellikle geç kalırdık,son anda yetişirdik derse.O yolu hep telaşla koşarak gittiğimizi ve biz koştukça sırtımızdaki çantanın da her adımda pat pat diye sırtımıza vurduğunu hatırlıyorum.Ben o  zamanlar da asabiydim şimdi olduğu gibi,bazı huylar hiç değişmiyor.Kızardım sana geç kalınca,'Hep senin yüzünden Zümrüt,yine geç kaldık,evden bi çıkamıyorsun!' Sense çok sakin bir çocuktun.Aldırmazdın hiç bana,darılmazdın,umrunda bile olmazdı.Biz iki iyi arkadaştık çünkü,çocuktuk,çok masumduk...

                      Ah Zümrüt...Nerdesin şimdi,ne yapıyorsun,bilmiyorum.

                      Seni tekrar bulabilmeyi o kadar isterdim ki...Belki çocukluğumuza giderdik elele tutuşup...Sen de benim kadar özlüyor musun o günleri?Şimdi gerçek olacağını bilsem,aynı masumiyete sahip olabilecek olsak,seni bulup ben yalvarırdım sana...'Hadi Zümrüt,evcilik oynayalım.'

                      Olmaz biliyorum,evcilik oynayamayacak kadar büyüdük biz.Artık mahsuscuktan değil,gerçekten yaşıyoruz hayatı.Ve hayat,çok ta zevkli bir evcilik oyunu değil  Zümrüt.Kuralları çok zor.Yanlış yaparsan eğer mızıkçılık yapıp kurtulma şansın yok.Yanlışın bedeli neyse,ödeyeceksin.

                      Büyümeyi sevmedim Zümrüt.Büyük olmanın bu kadar zor olduğunu bilmiyordum,hayatın bu kadar zor bir oyun olduğunu da.Ben kuralları öğrenemedim.Oyunu kurallarına göre oynamayı beceremedim...

                    

                      Ben seni özledim Zümrüt...

                      Çocukluğumuzu,oyunlarımızı,5 dakikayı geçmeyen küsmelerimizi,okula geç kalışlarımızı,masumiyetimizi özledim...

                      Hadi Zümrüt,gel nolur,kapıyı çal ve okula geç kalalım yine...

                      Hayır kızmayacağım,öğretmen bizi azarlasa bile söz,tek kelime bile etmeyeceğim sana geciktik diye.

                      Ben öyle çok şeye geç kaldım ki Zümrüt...

                      Ardından koşup ta yetişemediğim,elimden kaçırdığım öyle çok şey var ki.Hayata geç kaldım ben,sevgilere,hayallerime geç kaldım,yetişemedim,ulaşamadım.Kimseye kızmadım,kızamadım,söyleyemedim bile...

                      Tek suçlusu bendim bu gecikmişliklerin,tek bedel ödeyeni de...

                      Ve bu ağır bi bedel.Öğretmenin azarına da  benzemiyor hiç,o birkaç dk.sonra gelip başımızı okşardı.Ama hayat öyle değil,hatayı hemen affetmiyor,kolay kolay gülmüyor insanın yüzüne tekrar.

 

                      Ben evcilik oynarken yediğimiz o  yemeklerin lezzetini başka hiç birşeyde bulamadım Zümrüt.Okuldaki ilk günümüz kadar da hiç birşey için heyecanlanmadım belki de.

                      Seni çok özledim Zümrüt...

                      Nerede yitirdiğimi bilmediğim o çocuk masumiyetimizi özledim...

                      Hadi Zümrüt gel ve çocukluğumu getir bana...

                      Hadi kapıyı çal da evcilik oynayalım yine.

                      Zümrüt...Canım arkadaşım...

                      Zümrüt...

                      Çocukluğum...

                     

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/10/2007 - YÜREĞİMİZ YANIYOR...

                                

                         

 

 

            Yüreklerimiz yanıyor...

          Elimizden hiç birşey gelmiyor,hiçbirşey yapamıyoruz!

          Daha kaç ana yavrusunun tabutunu okşayacak yüreğindeki acıyı

          dindirmeye çalışarak?

          Kaç kadın belki de gözlerine bile bakmaya kıyamadığı yarinin

          ardından gözyaşı dökecek ondan kalan tek yadigar olan

          yavrusuna sarılıp ondan güç almaya çalışarak?

          Kaç çocuk 'Babam neden orda yatıyo anne?' diye soracak

          feryad figan?

          Peki o anne ne cevap verecek yavrusuna?

          Hangi şey,hangi güç yetim olmanın o çocuğun yüreğindeki

          ve gözlerindeki acısını silebilecek?

          ...

          Yüreklerimiz yanıyor...

          Hiç birşey gelmiyor elimizden...

          Sadece dua edebiliyoruz...

          ...

          Şehitlerimize Allah'tan rahmet,ailelerine de sabır diliyoruz.

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Yapılan bütün hatalar,yaşanan bütün hayal kırıklıkları,dökülen bütün gözyaşları büyümek için gerekli,biliyorum...Ve biliyorum,bigün herşey daha güzel olacak...Bigün,bigün...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

itirazediyorum
uzakdost
matrakiye
36069